‘SAĞLIK’ kategorisi için Arşiv

Karabasan Yani Uyku Felci Nedir, İnsanlar Neden Karabasan Görürler, Uyku Felci Olurlar?

Çarşamba, 19 Mayıs 2010

Birçoğumuzun başına mutlaka gelmiştir. Yarı uykulu haldeyken, birden bire hareketsiz kalır, istesek bile hareket edemez hale geliriz. Halk arasında karabasan veya afakanlar niye nitelendirilen bu durumun asli nedeni ve adı uyku felcidir. Geçici olarak insanı hareketsiz bırakan, çaresizlik duygusu oluşturarak korkutan bu durumun nedenlerini, belirtilerini, sebeplerini paylaşmak istedik sizinle;

Uyku felci (karabasan), uyandıktan hemen sonra (hipnopompik felç olarak da bilinir) veya seyrek olarak, uykuya dalmadan hemen önce, bedenin geçici olarak hareket edememesi (felç olması) ile karakterize edilen bir durumdur.

Uyku Felcinin Belirtileri

Uyku felcinin başlıca belirtisi uyanma öncesi veya uyuma öncesi görülen kısmı veya geçici iskelet kası felcidir. Diğer bir deyişle, bir kişinin uykuya dalarken veya uyanırken hareket edememesi veya konuşamaması hissidir. Uyku felci ile birlikte hipnopompik sanrılar olabilir. Bu halüsinasyonlar işitsel, dokunsal ve/veya görsel olabilir. Uyku felci kişi tekrar REM uykusuna dönmeden önce veya tamamen uyanmadan önce birkaç saniye veya birkaç dakika sürebilir.

Karabasanın (Uyku Felcinin) Olası Sebepleri

Uyku felci, rüya gören bir kişinin rüyasında yaptığı hareketleri aynen yapmasını engellemek için REM uykusu süresince oluşur. Uyku felcinin fizyolojisi hakkında çok az şey bilinir. Bununla birlikte, uyku felcinin beynin pons bölgesindeki motor nöronların post-sinaptik inhibisyonu ile bağlantılı olduğu önerilmektedir. Özellikle, düşük seviye melatonin kasların uyarılmasını engelleyecek şekilde sinirlerdeki depolarizasyon akımı durdurabilir, ve rüyada yaşanan eylemin gerçekte yaşanmamasını sağlayabilir (mesela, rüyasında koştuğunu gören bir kişinin gerçekte koşmasını engellemek gibi).

Ayrıca, bu düzensizliği yaşayanlar ve narkolepsiden muzdarip olanlar arasında belirgin bir ilişki vardır. Fakat, değişik çalışmalar çoğu insanın hayatlarında en az bir kez uyku felci yaşadığını göstermektedir.

Bazıları, değişik faktörlerin uyku felci ve halüsansyonların yaşanma olasılığını arttırdığını rapor etmişlerdir. Bunlar :

  • Sırtüstü yatmak
  • Düzensiz uyuma saatleri; şekerlemeler, çok veya az uyumak
  • Fazla stres
  • Ani çevre/yaşam tarzı değişiklikleri
  • Olaydan hemen önce görülen berrak rüya. Ayrıca berrak rüya durumuna girebilmek için kullanılan bilinçli indüksiyon yaygın bir yöntemdir. WILD olarak da bilinir.
  • Yapay uyku yardımcıları ve antihistaminler.
  • Uyku öncesi açlık.

Kaynak: Wikipedia

Karabasan Bir Hastalık mı?

Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla İlhan, karabasanın bir hastalık olmadığını söyledi. Prof. İlhan, uyurgezerlerin uyku felcini yaşamadıkları için uykularında hareket ettiklerini belirtti.

Uykudan uyandınız, bilinciniz açık ama bir türlü kendinize gelemiyorsunuz. Üzerinize kapkara bir ağırlık çökmüş sanki, kalkmak istiyor ama kıpırdayamıyorsunuz. Bağırıyorsunuz ama sesiniz çıkmıyor. Tam boğulmak üzere iken son bir hamle ile silkinip gözlerinizi açtığınızda kâbus bitiyor. Halk arasında ‘karabasan’ denilen bu hale cinlerin, kötü ruhların veya psikolojik rahatsızlıkların sebep olduğu düşünülür. Sık sık bu tür uyku sorunu yaşayan kişiler de kendilerinde psikolojik bir bozukluk olduğunu sanarak üzülürler. Oysa karabasanlar, bir hastalık veya bozukluktan kaynaklanmıyor.

Dünyanın her yerinde insanların aynı şekilde tarif ettiği ve tıp dilinde ‘uyku felci’ denilen bu hal, tamamen uyku sırasında gelişen fizyolojik bir durum sebebiyle oluşuyor. Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla İlhan, uyku felcinin bir hastalık olmadığını, sebepleri ortadan kaldırılınca düzeleceğini söylüyor.

İnsan uyurken belli aralıklarla REM ve NonREM denilen evreler yaşıyor. Rüyalar REM döneminde görülüyor. İnsan beyni, rüya görürken geçici olarak vücudu hareketsiz hale getiriyor yani felç ediyor. Bu sayede insan rüyasında yaptığı hareketleri gerçekte yapamıyor. Prof. Dr. Atilla İlhan, “Eğer bu felç yaşanmasa, mesela rüyasında futbol oynadığını gören kişi gerçekte de bacaklarını hareket ettirirdi. Veya gerçekte de yürür, konuşurdu. Uyurgezerliğin sebebi de bu felcin yaşanmamasıdır.” diyor. Prof. Dr. Atilla İlhan’ın verdiği bilgilere göre, uyku felci, beyin uyanıp bilinç açıldığı halde bedendeki felcin devam etmesi durumunda yaşanıyor. İnsan bedenini hareket ettirmeye, gözlerini açmaya, konuşmaya çalışıyor ama vücudu hâlâ felç olduğu için bunu başaramıyor ve korkuyor. Bu hal, kişi tekrar REM uykusuna dönmeden önce veya tamamen uyanmadan birkaç saniye veya birkaç dakika sürüyor. Nadiren çok uzun sürdüğü de oluyor. Uyanma ile felç halinin bitmesi gerekirken bu tarz bir irtibatsızlık yaşanmasının sebebi tam olarak bilinemiyor. İlhan, hasta hi-kâyelerine göre tespit edilen etkenleri şöyle açıklıyor: “Uyumadan önce ağır yemek veya uzun süreli açlık hali, stresli bir yaşam tarzı, çok uyumak veya az uyumak, düzensiz uyku saatleri, yanlış ve rahatsız bir yatma şekli gibi birçok etken uyku felcine sebep olabilir. Düzenli ve yeterli uyuma, stresten uzak durma, akşam yemeklerine dikkat etme gibi tedbirlerle bundan kurtulmak mümkün.”

İlhan’a göre, bazen tam uykuya dalacakken boşluğa basmış gibi hissedip ürkmek de vücudun REM dönemine geçerken aniden felç olmasıyla ilgili ve herkeste olabilir. Ancak, derin uyku sırasındaki ‘atma’ denilen bacak hareketlerine dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü bunların sara nöbeti olma ihtimali yüksek.

 

Kaynak: stratejikboyut.com

Çocuklar Kreşe Ne Zaman Yollanmalıdır? Kreş Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Pazar, 16 Mayıs 2010

Yaşadığımız zaman dilimi içerisinde her geçen gün hayat şartları ve yaşam standartları değişiyor. Gelişen teknoloji, eğitim seviyesinin yükselmesi, bayanlarla erkeklerin her alanda eşit haklara sahip olması, kadının okuması ve iş hayatına atılması sonucu ekonomik özgürlüğünü elde etmesi sonucu toplumlarda başka sorunlarda ortaya çıkmıştır. Örneğin, çocukların yetiştirilmesi, eğitimleri bu sorunların en başında gelmektedir. Artık hem annenin, hemde babanın çalışması sonucu evde çocuğa bakacak bir kimsenin olmayışı sonucu, çocuğun gelişim ve oyun çağında yeterince kendini gerçekleştirmesi için kreş veya anaokullarına ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. Peki ama çocuğumuzu bir kreşe veya anaokuluna göndermeden önce nelere dikkat etmeliyiz? Bu kreş ve anaokulları hangi özelliklere ve yeterliliklere sahip olmalıdır. Bizde bu yazımızda bu konuya değinelim istedik.

Çocuğunuz Kreş İçin Hazır mı?

Kreş Çağı

Çalışan bir anneyseniz, çocuğunuz üç yaşına geldiğinde, onu evde bir bakıcıyla bırakmak yerine diğer çocuklarla sosyalleşebileceği, erken eğitimine başlayabileceği ve kendini ispatlayabileceği bir ortama, yani kreşe bırakmayı düşünmeye başlayabilirsiniz. Tabi bu kararı verirken önce çocuğunuzun buna hazır olup olmadığını anlamanız gerekiyor.

Üç yaş üzerindeki çocuklar, “Oyun Çağı” olarak bilinen döneme girmişlerdir ve evde tek başına atılamayacak bir enerjiyle doludurlar. Yapılan araştırmalar, çocukların kreş veya ana okuluna gönderilmesinin çocuğun gelişiminde yararlı olduğunu ve kreşe göndermede en ideal dönemin 4 yaş olduğunu ortaya çıkartmıştır. Fakat yine de her çocuğun farklı olduğunu unutmamak gerekir.

Kreşe Hazır mıyız?

  • Süt çağı olarak bilinen iki yaşına kadar ki dönemde çocuk annesine maddi ve manevi olarak daha çok gereksinim duyar. 2 yaşına kadar çok gerekmedikçe çocuğun kreşe gönderilmesi, uzmanlar tarafından önerilmemektedir
  • Evde kardeşi olmayan çocuklar, kreşte yeni arkadaşlar bulur ve paylaşma, sorumluluk duygusu kazanabilirler. Çocuğunuzun oluşturduğunuz arkadaş grupları içindeki davranışlarını gözlemleyerek, kreş zamanının gelip gelmediğini anlayabilirsiniz.
  • Pek çok çekingen çocuğun, kreşe gittikten sonra alıştığı ve sosyalleşmeye başladığı anne babalar tarafından ifade edilmiştir. Kreşte ilk günlerde, sağlığını ve davranışlarını dikkatle gözlemleyin. Ona zaman verin ve alışması için telkinlerde bulunun.
  • Kesinlikle adapte olamadığını bile bile çocuğu kreşe zorlamayın.
  • Çocuğunuzda; tuvalet eğitimi ile ilgili sorunların ortaya çıkması, okuldan soğuma, uyku problemleri, beslenme alışkanlıklarında bozulma, saldırganlık, iletişim bozuklukları gözlemliyorsanız, vakit kaybetmeden kreşe alternatif çözümler bulmaya çalışın. (başka bir kreş, bakıcı vs.)

Kreş Seçerken Nelere Dikkat  Etmeliyiz?

Kreşin kimi durumlarda çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de olabilmektedir: kreşteki bakıcıların eğitimsiz olması veya kreşte ailesi sorunlu çocukların bulunması, çocuğunuzun uyumsuz, saldırgan davranışlar sergilemesine, konuşma biçiminin değişmesine ve ailenizde görülmeyen argo ve küfürlü cümleler kullanmasına sebep olabilir. Bu tür olumsuz etkilerle karşılaştığınızda, çocuğu azarlamak ve kızmak yerine, kreş ile görüşmek, diğer ebebeynler ile iletişim ve dayanışma halinde olmak gerekir. Gerekli önlemleri en başında almanız ve çocuğunuzun gideceği kreşi seçerken çok dikkatli davranmanız, onun geleceği için büyük önem taşır.

  • Araştırmaya, çevrenizdeki çocuklu ailelerden tavsiye alarak başlayın. Kreşlerinde sorun olup olmadığını, bunların neler olduğunu sorun.
  • Kreşin evinize çok uzak olamamasına dikkat edin. Uzak mesafeler hem çocuğunuz için yorucu olacak, hem de çocuğunuzun gerektiğinden daha erken kalkmasına sebep olacaktır. Üstelik onu kreşten almak da sık sık sorun yaşatabilir.
  • Kreşin ruhsat belgesini sorun ve mümkünse araştırın. Ruhsatsız bir işletmeye lüks görünse bile güvenmeyin.
  • Kreşte çalışan personelin tamamı hakkında bilgi almaya çalışın. Kreş kurucu-yöneticilerinin deneyimli olması ve çocuk eğitimi konusunda eğitimlerinin bulunması önemlidir.
  • Kreşin uyguladığı eğitim sistemi hakında bilgi alın. Oyun ve eğitmin dengeli olması, çocukların hem öğrenip hem sıkılmaması, kreşin spor ve sanatsal faaliyetler için ayrı alanlarının bulunması gerekir.
  • Mekanın fiziksel şartlarını detaylı olarak gözden geçirin: bina kreş olmaya uygun mu, (yemekhane, yatakhane, oyun odası gibi bölümleri ayrılmış, bahçesi olan, müstalkil binaları tercih edin) yeteri kadar ışık alıyor mu, ortam ısısı uygun mu, içeride rutubet kokusu var mı? vb.
  • Tuvalet, yatakhane, oyun alanları ve yemekhanelerin hijyen koşullarına ve çocuk kullanımına uygunluğunu kontrol edin.
  • Kreşin yangın çıkışı, deprem raporu vb. güvenlik belgelerini kontrol edin. Hemşire veya doktorları bulunup, bulunmadığını öğrenin.
  • Kreşte bir psikolog veya pedagog olmalı, velilere danışmanlık hizmetleri verilebilmelidir.
  • Çocuk gruplarının sayısını (idealı 10-15 kişidir) ve başlarında kaç kişi durduğunu sorun.
  • Konuların işlenmesinde yeteri kadar gezi – gözlem, inceleme ve deneylere ağırlık verilip verilmediğini öğrenin.
  • Çeşitli zeka ve yeteneklerin gelişimini sağlayan branş derslerinin ( müzik, resim, jimnastik, folklor, bale, yüzme, drama, seramik, satranç vb.) alanlarında uzman öğretmenler tarafından verildiğinden emin olun.

Çocuğunuz Kreşte Sağlıklı Beslenebilir mi?

Onun beslenmesine çok önem verdiğinizi biliyoruz. Kreşi seçerken ne kadar titiz davranmış olsanız da, orada yeterli beslenip beslenmediğinden endişe duymanız normal. Çocuklarda beslenmeye bağlı hastalıkların çoğu, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmemesinden kaynaklanıyor. Büyüme ve gelişme geriliğinden, diş hastalıklarına kadar pek çok problem, çocuğun yeterince dengeli ve sağlıklı beslenememesinin sonuçları. Bunun önüne geçmek ve kreş dönemindeki çocuğunuzu iyi besleyebilmek için aşağıda derlediğimiz önerileri uygulayabilirsiniz.

  • Kreş yöneticisinden aylık menüleri isteyin. Çoğu kreş; kahvaltı, öğle yemeği ve ikindi kahvaltısı olmak üzere 3 öğün yiyecek servisi yapar. Menüde genellikle çocukların sevdiği yiyecekler bulunur. Menünün bir kopyasını buzdolabınıza asın ve evde yiyeceği öğünleri, eksik yiyecek grubu ile tamamlayın.
  • İlk günlerde kalabalık ve yabancı ortam yüzünden, çocuğunuzda yemek yeme problemi yaşanabilir. Sabah kreşe gitmeden yaptıracağınız hafif bir kahvaltı onu rahatlatacaktır.
  • Her gün kreşte ne yediğini sorun ve size verilen menü ile karşılaştırın. Bir süre sonra hangi yiyecekleri yediğini, hangisini sevip sevmediğini kolayca tesbit edebilirsiniz. Akşam yemeğinde mutlaka farklı ve besin değeri yüksek bir yemek hazırlayarak, beslenmesini dengeleyin.
  • Onu sevmediği besinleri yemeğe zorlamak yerine, kreşte en çok sevdiği bakıcısından, çocuklara bu besinlerin faydasını anlatmasını ve kendinin de örnek olmasını isteyin.